
Tarih
Gutenberg’den Önce Basılan Kitap: Jikji’nin Hikâyesi
Matbaanın tarihi çoğu kez Johannes Gutenberg ve 1454’te basılan Gutenberg İncili’yle başlatılır. Bu kitap, Avrupa’da basılı metinlerin yaygınlaşmasında belirleyici bir dönüm noktasıdır. Mark Twain, 1900’de Gutenberg Müzesi’nin açılışı üzerine yazdığı mektupta, dünyanın o günkü hâlinin iyi ve kötü yanlarıyla Gutenberg’e borçlu olduğunu söylemişti. Bu söz, basılı kitabın Avrupa tarihindeki etkisini anlatan güçlü ama eksik bir özet sunar: Matbaanın öyküsü Gutenberg’den önce, Asya’da da gelişmeye başlamıştı. Gutenberg İncili’nden 77 yıl önce, 1377’de Kore’de basılan *Jikji*, günümüze ulaşmış, hareketli metal harflerle basılmış en eski kitap olarak biliniyor. Eser, Baegun adlı bir Seon ustasının Budist öğretilerini bir araya getiriyor. Seon, Kore’de Chan ya da Zen Budizmi olarak bilinen geleneğin karşılığı. Kitabı, Baegun’un öğrencileri Seok-chan ve Daijam hareketli harflerle bastı. Ancak basımın yalnızca ikinci cildi günümüze ulaşabildi. Kitabın bazı sayfalarının görüntüleri de çevrimiçi olarak görülebiliyor. Bu nedenle *Jikji*, hareketli harflerle basılmış ilk kitap değil; günümüze kalan en eski örnektir. Bu tekniğin Asya’daki geçmişi çok daha eskiye uzanıyor olabilir. Çin’de 11. yüzyılda geliştirilen hareketli harf baskısı, 13. yüzyılda Kore’de ilerletildi. 1200’lerde Goryeo hanedanı, Moğolların ülkedeki tek nüshayı yakmasının ardından, büyük Budist metin derlemesi *Tipitaka*’nın tahta kalıpla basılmış bir nüshasını yeniden oluşturmak istedi. Yazıcı Choe Yun-ui, harfleri tek tek metalden döküp bir çerçeveye dizerek bu işi üstlendi. Projenin 1250 dolaylarında tamamlandığı aktarılıyor; bu tarih Gutenberg’in matbaasından yaklaşık iki yüzyıl öncesine denk geliyor. Ancak bu baskı günümüze ulaşmadı. Hareketli harflerle basım tekniği, Moğol İmparatorluğu boyunca İpek Yolu üzerinden yayılmış ve Müslüman Uygurlar arasında da kullanılmış olabilir. Bu teknolojinin Asya’dan Avrupa’ya ticaret yolları aracılığıyla taşındığı ihtimali zaman zaman dile getiriliyor. Fakat böyle bir aktarımı doğrulayacak açık tarihsel kanıt henüz yok. Çin tarihi üzerine çalışmalarıyla tanınan Joseph Needham, Asya ile Batı arasında bir etkileşim yaşandıysa, hem tahta kalıp hem hareketli harf baskısını kullanan Uygurların bu aktarımda rol oynamış olabileceğini yazmıştı. Erken dönem Asya matbaacılığının izini sürmek güç; anlatı büyük ölçüde ikincil kaynaklara dayanıyor. Bununla birlikte Avrupa’daki matbaa tarihinin de önemli boşlukları var. Dolayısıyla eldeki kanıtların sınırlı olması, Asya’daki gelişmeleri görmezden gelmek için yeterli değil. Bildiğimiz en sağlam nokta, *Jikji*’nin günümüze kalmış en eski hareketli harf baskısı olduğudur. Gutenberg’i matbaanın tek ve mutlak başlangıç noktası sayan anlatı, onu insan kültürünü tek başına dönüştüren bir dâhi gibi gösteriyor. Oysa matbaa tarihindeki önemli mucitlerden biri olması, hareketli harfleri ilk kez onun geliştirdiği anlamına gelmiyor. Gutenberg’in kullandığı sistem, daha önceki bazı yöntemlerden daha hızlı çalışıyordu; bu da, yeni sermaye akışlarının desteğiyle, baskı makinesinin Avrupa’da hızla yayılmasına imkân verdi. Onun başarısını daha geniş bir tarihin içine yerleştirmek, Gutenberg İncili’nin önemini azaltmıyor. Yalnızca, bu teknolojinin farklı coğrafyalardaki geçmişini görünür kılıyor. Kore’de *Jikji* ve başka eski kitaplar uzun zamandır ulusal bir gurur kaynağı kabul ediliyor. Buna karşın UNESCO, eseri “hareketli metal harflerle basımın en eski kanıtı” olarak ancak 2001’de tescilledi. Matbaanın Asya’daki uzun geçmişi popüler anlatılarda da yakın zamana kadar pek yer bulmadı; konu akademisyenlerce ise uzun süredir biliniyordu. Bugün *Jikji*’nin dijitalleştirilmiş nüshasına internet üzerinden erişilebilmesi, bu mirasın daha geniş bir okur kitlesiyle buluşmasını sağlıyor.
Open Culture · 3 dk okuma







