The Marginalian
Kültür ve sanat · 1 sa önce · 2 dk okuma
Kendini Esirgeme: Yaşamaya Başlamayı Beklemekten Vazgeçmek

Bir başkasını kurtarmayı istemekten daha tehlikeli olan, insanın kendini kurtarmaya çalışmasıdır: Hayal kırıklığından, kalp kırıklığından ve kayıptan sakınmak. Oysa umutları ve arzuları olan bir varlık olarak yaşamak, bunların gerçekle, zamanın ve rastlantının kayıtsızlığıyla, başkalarının birbirine zıt düşebilen istekleriyle çarpışmasını da göze almaktır. Bu karşılaşmalardan doğan acı, yaşamın bütünlüğü için ödediğimiz bedeldir.
Acıyı hafifletmek için elbette yollar ararız. Günahlarımızdan kurtulmak için din, travmalarımızdan kurtulmak için terapi, yalnızlığımızı gidermek için evlilik gibi kurumlara başvururuz. Acıyı yatıştırmak gerekir; ama rahatlık ve kesinlik içinde, alışkanlıkların otomatikleştirdiği, kolaylığın yapay ışığıyla aydınlanan bir iç dünyada ömrü tüketmekten daha büyük bir mahkûmiyet yoktur. Umudu biçimlendiren umutsuzluktan, kendimizi tanımamızı sağlayan verimli kuşkudan ve kendimizle ilgili beklenmedik keşiflerden kaçınmak, canlılıktan güvenli bir uzaklıkta yaşamaktır.
Uruguaylı romancı, gazeteci ve şair Mario Benedetti’nin “No Te Salves” (“Kendini Esirgeme”) adlı şiiri, bu düşünceyi hem bir uyarı hem de bir davet olarak dile getirir. Şiir, yaşamaktan korktuğumuz için kalbimizi çoğu zaman yine kendimizin kırdığını hatırlatır: İçimizdeki bazı yanlar, hayata ve aşka dokunamayacak kadar taşlaşır; böylece dokunuşa karşı kırılganlaşır. Yazının anlatıcısı, özgün İspanyolcadaki aciliyet ve yakınlığın alışılmış İngilizce çeviride yeterince hissedilmediğini düşündüğü için şiiri yeniden çevirmiştir. Şiir, İspanyolca, İngilizce ve Bulgarca anlatıcının; Rusça ise annesinin sesinden, Bach’ın Dördüncü Çello Süiti eşliğinde okunur.
**Kendini esirgeme** *Mario Benedetti — çeviri: Maria Popova*
Yol kıyısında öylece durma, sevincini dondurma, isteklerini yarım ağızla dileme. Şimdi de hiçbir zaman da kendini esirgeme, kendini esirgeme. Huzurla dolup taşma, dünyadan yalnızca sessiz bir köşe isteme. Yargılar gibi ağırlaşan gözkapaklarını bırakma düşsün. Dudaksız kalma, rüyasız uykuya dalma, kendini kansız düşünme, kendini zamansız yargılama.
Ama bütün bunlara rağmen elinden gelmez de sevincini dondurur, isteklerini yarım ağızla dile getirir, şimdi kendini esirger, huzurla dolar, dünyadan yalnızca sessiz bir köşe ister; gözkapaklarını, yargılar gibi ağır ağır düşürür, dudaksız kalır, rüyasız uyur, kendini kansız düşünür ve zamansız yargılarsan; yol kıyısında öylece durur ve kendini esirgersen, o zaman benimle kalma.
Şiirin çağrısı, korkusuz olmayı ya da acıdan kaçınmayı değil, incinme ihtimaline rağmen yaşama katılmayı ister. Benedetti’nin seslendiği kişi, kendini korumak adına sevincini, arzusunu ve dünyayla bağını kısıtlamamaya çağrılır. Çünkü insanın kendisini güvenli bir köşeye çekmesi, yalnızca tehlikelerden değil, kendini keşfetme olasılığından da uzaklaşması demektir. Şiirin sonundaki sert koşul bu yüzden bir kopuş tehdididir: Yaşamdan böyle esirgeyerek uzaklaşan kişi, konuşanın yanında kalamaz.
Yapay zekâ ile Türkçeye aktarıldı.
Orijinal yazıyı oku